Ara
  • Deniz Kılıçgedik

Resilience: Zor Durumlarda Dayanıklılık ve Hata Yapmak Üzerine

Güncelleme tarihi: 1 May 2020



Yüz defa aynı ameliyatı gerçekleştiren bir doktor yüz-birinci denemede neden hata yapar? On yıldır pilotluk yapan bir kaptan sürekli olarak indiği pistte, rutin olarak yaptığı işte neden bir anda riski yönetemez duruma gelir? İnsanın bilgi sahibi olduğu ve önceden karşılaştığı durumlar ile baş edememesinin altında yatan etkenler nelerdir?


Çok sık kullanılmaya başlanan “resilience” terimi, bizim zor durumlarla baş etme kabiliyetimizi, kriz yönetme şeklimizi ve dayanıklılığımızı tanımlıyor.

Bu yazıda resilience konusuna biraz farklı yaklaşmak istiyorum. Dayanıklılık olarak adlandıracağım resilience öğrenilir mi yoksa doğuştan gelen bir kişilik özelliği mi? Var olan bu olguyu sürekli olarak daha da geliştirmek mümkün mü? Dayanıklılığımızı ve zor durumlarla baş etme şeklimizi neler etkiliyor?


Hepimizin bir kırılma noktası vardır; rutin olarak yaptığımız, zor olsa bile başardığımız işler bile an gelir aşılamaz hale gelir. Bazen uzun bir zaman dayanır, güçlü kaldığımızı hissederiz ama limitlerimizin sonuna geliriz. Fikrimce, dayanıklılığın sürekli olarak arttırılabilir, sınırsız bir yetenek olduğu bir yanılgı. Hatta dayanıklılık hayatta farklı alanlarda, değişik şekillerde gösterdiğimiz bir özellik. Özel hayatında zorluklarla baş edemeyen bir insan, iş hayatında daha katı olabilir. Bir gün krizi çok iyi yöneten biri, hayatının bir döneminde karşılaştıklarıyla baş edemez durumda bulabilir kendini (Southwick et al., 2014). Bugün veya geçmişte zorluklara hep adapte olmamız, bundan sonra da hep olacağımızı maalesef garantilemiyor. Alınan tüm kişisel gelişim eğitimlerine veya kişisel başa çıkma becerilerimize rağmen, yıllar öncesinden gelen bir anı, biriken yorgunluk veya yaşadığımız olumsuzluklar bizi tetikleyip, bir noktada etkileyebiliyor. Her insan bu konuda farklılık gösterir; bazıları daha kolay etkilenirken, bazılarının baş etme kapasitesi daha yüksektir.

Stres kapasitemiz yüksek olsa da, dayanıklılığımızı birden fazla neden etkileyebilir. Önceden defalarca aynı zorlukların yaşanmış olmasına rağmen, tekrar yaşandığında bir çok farklı faktör, birikip farkında olmadan bizi kırılma noktasına itebilir.


Kurum açısından çalışan dayanıklılığını kıran bir etken de çalışanları yaptıkları başarılar için kutlamamak, sadece hata veya sorun olduğunda müdahale etmek. Örneğin; acil bir durumdan dolayı uçağı başarılı bir şekilde başka bir havalananına yönlendiren pilot övgü almazken, kariyeri boyunca ilk defa doğru davranışı göstermeyen bir pilotun kınanması gibi.


Özellikle yüksek risk endüstrileri minimum hata ile işlemesi gereken yerler olduğunun farkındayım. Yanlış bir e-posta göndermek ile kokpitte veya ameliyathanede yapılan hata çok farklı sonuçlar doğurur. Ancak, değinmek istediğim nokta insan faktörünün ötesinde bir durum. İnsanın makine olmadığı; ‘resilience’, ‘kişisel yönetim’, ‘kriz yönetimi’ gibi verilen birçok eğitimin yanında duygularımız ile irrasyonel bir şekilde hareket edebileceğimizi bilmek gerekiyor. Yüz kez yaptığımız bir iş, yüz birinci denemede yanlış olabilir. Bunu değerlendirirken de birçok etkeni göz önünde bulundurmak gerektiğini ve bu doğrultuda önlem alınması gerektiğini düşünüyorum.


İncelenen uçak kaza raporlarında kurum kültüründen, görev dağılımındaki yüke, hava şartlarına, önceki uçuşlardan ve görev fazlalığından gelen bilişsel yorgunluğa kadar birçok etkenin karar verme mekanizmasını etkilediğini değerlendirmek gerekir. Ömrünün uzun bir kısmını bu işi yaparak geçiren bir insanın aynı hava şartlarında sayısız defa doğru kararı verdiği ve bunun için belki de hiç övgü almazken, böyle bir durumda da bir kişiye ve bakış açısına yüklenmektense, arkasında yatan nedenlere çoklu bir bakış açısından değerlendirmek daha doğru olacaktır.


İnsanın bir makine gibi işleyebileceği ve her durumda, daima güçlü olması gerektiği düşüncesinin bir yanılsama olduğunu düşünüyorum. Hepimizin hayatında kötü geçen günler, hatalı davranışlar olmuştur. Kahneman’ın da “Hızlı ve Yavaş Düşünme” isimli kitabında değindiği gibi, karar verme mekanizmamızın sandığımız kadar rasyonel olmadığı ve duygularımızdan etkilendiğini de bilerek hareket etmek gerekiyor. Dirayetli olmak, robot gibi olmak demek değil; her şeye rağmen ders almak, tekrar denemek ve devam etmektir.


Bu doğrultuda kurumlarda, özellikle yüksek riskli işlerde, verilen eğitimlerin yanında, doğru zihniyetin oluşturulması ve hatalar hakkında açıkça konuşulan bir kültürün yapılandırılması önemli. Araştırmalara göre, yüksek direnç veya resilience, kendimizi yetkin ve özgür hissetmemizden geçiyor (Shing, 2016). Hazırlık, plan, güven ve bilgi ise güçlü bir zihniyetin kilit noktaları.




Shing, Y. (2016). Effects of Prior Knowledge on Memory: Implications for Education. Southwick et al. (2014). Resilience definitions, theory, and challenges: interdisciplinary perspectives. Kahneman (2011). Thinking Fast and Slow (2011).